Sevilla ve Malaga 6. ve 7. Günler (16.03.2013 – 17.03.2013)

Sabah arabayı şehir merkezinde otoparka bıraktıktan sonra Flamenko Entitüsünde akşam yapılacak  gösteri için biletlerimizi aldık. Sonra merkezde bulunan katedrali gezdik. Ben katedralin içine girmedim ama babam 35 katlı çan kulesine de çıkıp şehri seyretti. Hem katedrali hem de kuleden manzarayı çok beğendi.

Sevilla

Akşamki gösteriye kadar şehrin geri kalanını gezip yemek yedik. Gösteri saat 19:00’da başlayacaktı. Yerimize oturduk. Bir bayan ve erkeğin flamenko gösterisini izledik.

Sevilla

Hem müzikler çok iyiydi hem de danslar çok etkileyiciydi. Özellikle erkek dansçı çok başarılıydı.

 

Gösteri sonrası biraz tur attıktan sonra otelimize geri döndük.

 

Artık gezimizin son gününe geldik. Sabah 08:30 gibi otelden ayrılıp yola koyulduk.

Aslında Malaga’yı gezemedik çünkü zamanımız yoktu. Malaga Havalimanına vardığımızda önce arabamızı teslim ettik. Check-in işlemlerimizi yaptırdıktan sonra uçuşumuzu beklemeye başladık. Saat 14.10 gibi uçağımız kalktı ve 19:00 gibi Türkiye’ye vardık.

 

7 gün boyunca neredeyse hergün bir şehir gezdik. Yaklaşık 1000 kilometre yol gitmiş olduk.

 

Babamın gezi arkadaşlığı çok iyiydi. Çok uyumlu şekilde her yeri keyfimizce gezdik.

Darısı başka gezilere artık J

Reklamlar

Cordoba 5. Gün (15.03.2013)

Sabah yine 09:00 gibi Granada’dan ayrıldık. Cordoba’ya saat 11:00 gibi vardık. Arabayı otoparka çektikten sonra önce Kurtuba Cami’sine gittik. Burası Avrupa’da gördüğüm en özgün camiydi.

 

Bizde daha çok kiliseden camiye çevrilen binalar bulunur. Kurtuba Cami’si ise sonradan kiliseye çevriliyor. Hem cami hem de kilise özelliklerini barındırıyor. Mimberler halen duruyor. Bu cami de benim için ilginç bir eser olmuştur. Görmenizi tavsiye ederim.

 

Cordoba’nın en güzel yanı her yerde bulunan turunç ağaçlarıydı. Meyveleri bulunan ağaçlar Mart ayınında etkisiyle sokakları mis gibi kokutmuşlardı.

Kurtuba Camisini gezdikten sonra şehrin nehir etrafında kurulan diğer eserlerini gördük.

Kurtuba

Cordoba’yı gezdikten sonra saat 16:00 gibi Sevilla’ya yola koyulduk. Akşam Sevilla’da konaklayacaktık. Saat 18:00 gibi Sevilla’ya vardık. Otele yerleşmeden Sevilla’yı gezdik. Akşam olmasına ragmen hava çok sıcaktı. Granada’da ki soğuktan sonra bize bu hava iyi geldi.

Kurtuba

Akşam şehri dolaştık. Sevilla gayet büyük bir şehir. Diğer şehirler gibi nehir kenarına kurulmuş. Şehir merkezini ve nehir kenarını dolaştık. Detaylı gezimizi ise ertesi güne bıraktık.

 

Granada 4. Gün (14.03.2013)

Sabah 09:00 gibi Grana’daya doğru yola çıktık. Granada’ya gidiş amacımız El Hamra Sarayını gezmek istememizdi. Ben bir gün önce internet üzerinden El Hamra Sarayı için bilet satın aldım. Belirli saat slotlarını sattıkları için mutlaka biletinizi önceden almalısınız yoksa oraya gittiğinizde bilet bulamayabilirsiniz.

Granada biraz dağlık bir bölgede kurulmuş bir şehir. Sierra Nevada dağları eteklerine kurulmuş. Bu yüzden de diğer şehirlere göre burası  bayağı soğuktu.

Oteli bulup yerleştikten sonra hemen El Hamra Sarayı’na doğru yola koyulduk. Çünkü bizim biletimi saat 14:00 girişi içindi. El Hamra Sarayı’na girdikten sonra önce dış bahçeyi gezdik. Benim şu ana kadar gezdiğim en güzel bahçedir. Dağın tepesinde adeta bir cennet yaratmışlar.

El Hamra

Dış bahçelerden sonra sur içine girdik. Burada bulunan çeşitli binaları gezdikten sonra harem olarak tabir edebileceğimiz kısma giriş yaptık. Buradaki işlemeleri el işçiliğini başka hiçbir yerde görmedim. İslam mimarisinin en güzel işleme ve oymalarını yerden tavana kadar görebilirsiniz.

El Hamra

El Hamra sarayı bu anlamda benim şu ana kadar gördüğüm en etkileyi saraydır.

El Hamra

Saray gezisini saat 18:00 gibi tamamladık. Sonra Grana’da merkeze gittik. Zaten hava soğuktu bir de acıkınca artık iyice yorgun düştük. Önce karnımızı doyurmak için bir restorana gittik. Sonra akşam şehri gezip otelimize dinlenmeye çekildik.

Valencia 3.Gün (13.03.2013)

Sabah 9:00 gibi otelden ayrılıp aracımıza bindik. GPS’i ayarlayıp Valencia’ya doğru yola koyulduk. Otobandan devam ederek Valencia’ya gittik. Siz siz olun sakın otoban kullanmayın. Yaklaşık 1 saatlik otoban kullanımı için 35 euro ödeyince GPS’ten ücretli yolları göstermemesini seçtik. Bir daha da İspanya’da hiç otoban kullanmadık. Otoban harici şehirlerarası yollar gayet iyi ve yeterli.

Valencia

Aracı otoparka bıraktıktan sonra eski şehri gezmeye başladık. Valencia merkezde bulunan eski şehir ve dışında kurulan yeni şehirden oluşmaktadır. Eski şehirde Arap mimarisi hissedilmeye başlamıştı.

Aynı gün Valencia’da bir festivale rastladık. Sokaklarda güzel bir kalabalık vardı ve onlara katılmak çok keyifliydi. Festival bittikten sonra şehirde bulunan tarihi kiliseler, boğa güreşi arenası, tren garı gibi görülmesi gereken yerleri gezdik.

Valencia

Yemek yiyelim dedik ama tam siesta vaktine geldiğinden doğru düzgün bir restoran bulamadık. Bizde bişeyler atıştırıp o gece konaklayacağımız Alicante’ye doğru yola çıktık.

Alicante bizim Kuşadası gibi bir sahil kenti. Mart ayında gittiğimiz için pek kime yoktu etrafta. Biz de ufak bir şehir turu yapıp otele yerleştik.

Barselona 2. Gün (12.03.2013)

İspanya’daki ikinci günümüzde Barsolana’yı gezmeye devam ettik. İkinci gün gezimize Gaudi’nin yine döktürdüğü Güell parkından başladık. Bu parkta Gaudi’nin çok güzel eserlerini görebilirsiniz. Ayrıca bu park biraz tepede kurulduğu için Barselona’yı tepeden de seyredebilirsiniz.

Güell

Park Güell’den ayrılıp Barselona’nın stadının bulunuduğu  Camp Nou’ya geçtik. Burada stadı ve etrafı gezdik.

Güell

Stadı gezdikten sonra metroyla Barcelona’nın plajının olduğu sahil bandını dolaştık.

Sonra son bir şehir turu atarak tekrardan otelimize döndük.

Barselona 1. Gün (11.03.2013)

11 Mart tarihinde 08:20 uçağıyla Barselona’ya doğru yola çıktık. Yerel saatle 10:00 gibi Barselona havalimanına indik. Bende İtalya’dan aldığım vize için ilk girişte gümrük görevlilerinin sorun çıkarıp çıkarmayacağı vardı. Tabi gittiğimiz ülke İspanya olduğundan hiçbir sıkıntı yaşamadan pasaport kontrolünden geçtik. Valizlerimizi aldıktan sonra aracımızı teslim almak üzere araç kiralama ofisine geçtik.

Ben Opel Astra ve benzeri bir araç ayarlamıştım. Ellerinde bu sınıfta araç kalmadığı için Insignia verdiler. Aracımızın bir üst sınıf olması çok hoşumuza gitti.

Sırada otele yerleşip Barselonda turuna başlamak vardı. Arabayla yola koyulduk. Biraz Barselona sokaklarında kaybolduktan sonra polis ve vatandaşların yardımıyla otelimizi bulduk. Otele yerleştikten sonra arabayı otoparka bırakıp hemen yakındaki metro istasyonundan doğruca La Sagrada Famila’ya doğru yola çıktık. Gaudi’nin halen bitmemiş mimari harikası kilisesini dolaştık.

Barcelona

Eee karınlar acıktı tabi. Bunun üzerine arkadaşların önerdiği tapas restoranına gittik. Tapas bizim mezeler gibi ufak porsiyonlu yemekler. Aynı Cem Yılmaz’ın tarif ettiği gibi little little in the middle olayına giriştik. Karnımızı doyurduktan sonra Katalunya bölgesine geçtik. Buradaki Katalunya Merkez Katedralini gezdik J

Barcelona

Katalunya’dan kendimizi bayır aşağı verdik ve liman bölgesinde bulduk. Burada bulunan bir Starbuck’sta kahve içip yorgunluğumuzu giderdik. Biraz dinlendikten sonra sahili dolaştık. Güzel bir sahile sahip Barselona şehri. La Rambla caddesini takip ederek La Boqueria adındaki pazara uğradık. Burası deniz ürünleri ve her türden meyvenin satıldığı bir pazar. Biz de meyve salatalarımızı alıp onları yiyerek otelimize döndük.

Barcelona

Büyük İspanya Gezisi (11.03.2013 – 17.03.2013)

Mart başında mevcutta devam ettiğim işten ayrılmıştım. Yeni işime başlayacağım tarihe kadar gezmek dolaşmak için uygun zamanım vardı. Bunun için işten ayrılmadan hemen vize evraklarımı hazırladım, hızlıca Schengen vizesine başvurdum. İtalya’dan vizemi aldım ama daha nereye gideceğime karar vermemiştim.

Bu yolculukta ise yol arkadaşım babam oldu. Kimilerinin babanla mı gittin dediğini duyar gibi oluyorum. Babam kafa adamdır gayet keyifli bir gezi oldu kendisiyle J

Asıl sorunumuz nereye gideceğimize karar verememiş olmamızdı. Babamın fikrini de  alarak İspanya’ya karar kıldık. Ben daha önce Barcelona’ya gitmiştim ama Endülüs kısmını çok merak ediyordum. Bunun üzerine İspanya’nın geniş bir kısmını kapsayacak bir gezi planı çıkardım.

Planım şu şekildeydi;

Barcelona’ya uçuş orayı gezdikten sonra ardından Valencia, Alicante, Granada, Cordoba, Sevilla ve Malaga geçecektik. Malaga’dan ise dönüş uçuşumuz vardı.

Otelleri ise uçuştan bir gün önce Ibis otellerinden ayarladım. Accor grubuna ait oteller sizlere standart bir hizmet sunuyor ve özellikle amacınız gezmekse temiz ve şık bir odayı şehir merkezine yakın olarak çok uygun fiyata bulabiliyorsunuz. Nasıl bir otelle karşılaşacağınızı da düşünüyorsunuz. Benim için gezi planlarında büyük kolaylık oluyor.

Bu kadar yeri yürüyerek gezecek değiliz. Bize bir  araba lazımdı onu da gitmeden kiraladım.

Bu kadar bilgiden sonra şimdi neler yaptığımızı anlatmaya başlayabilirim.

Berlin Gezisi 02.01.2013 – 05.01.2013

Yeni yılı yurtdışında geçirme fikri doğrultusunda Viyana’ya seyahat fikri oluştu. Tüm hazırlıklarımı yaptıktan sonra madem bu kadar masraf yapıyorum diyerekten  Viyana harici biryerlere daha gitmek istedim. En mantıklı yer olarak Berlin kafamda belirdi. Planıma göre yılbaşını Viyana’da geçirdikten sonra Berlin’e doğru hareket edecektim ve Berlin’den de İstanbul’a dönecektim.

Viyana’dan ÖBB(Avusturya Demiryolu İşletmesi)’den almış olduğum biletle 01.01.2013 gecesi yolculuğa çıktım. Trenin rotası Viyana Berlin arası en kısa mesafe olan Prag üzerinden olanıydı. Biraz sorunlu bir tren yolculuğu olsada yaklaşık 10 saatlik yolculuk sonrası Berlin’e vardım.

Tabii ilk iş olarak hemen 3 günlük metro kartı alıp doğrudan oteli bulmak üzere yola koyuldum. Otelim Ibis Budget oteliydi. Otelin linki ise: http://www.ibis.com/gb/hotel-5058-ibis-budget-berlin-city-potsdamer-platz-ex-etap-hotel/index.shtml

Oteli çok fazla tavsiye edebilirim. Çünkü konum olarak Postdamer Platz’da idi ve çok merkezi bir konumda yer alıyordu. Ayrıca fiyatı ucuz, çok temiz ve tüm ihtiyacınızı karşılayacak bir otel olması diğer güzellikleriydi.

İş yerinden bir arkadaşımla ilk gün buluştum. Arkadaşım 3 gün önce gelmişti ve gezilecek yerleri biliyordu. Bana ilk gün hızlıca Brandenburger Tor(Ünlü Kapı), Tiergarten, Reichstag Binası gibi yerleri gezdirdi. Berlin’le ilgili tiyolar verdi.

Sonraki gün ben kendi turuma başladım. Önce Alexanderplatz’a gittim. Burasını Taksim meydanının Berlin uyarlaması olarak düşünebilirsiniz. Bu meydanda şehrin heryerinden görebileceğiniz televizyon kulesi yer almakta. Peki ben kuleye çıktım mı? Tabii ki hayır 🙂 Ayrıca Alexanderplatz’da Rotes Rathaus(Belediye Binası) binasını da görebilmektesiniz.

AlexanderPlatz

Sonrasında Alexanderplatz’dan müzeler adası olarak belirtilen kısma doğru yürüdüm. Müzeler adasında istediğiniz her türde müze bulabilirsiniz. Benim ilgimi Pergamon Müzesi(Bergama) çektiği için sıraya girip yaklaşık 45 dakika soğukta bekledikten sonra müzeye girebildim. Bu müzede Bergama’dan getirilen tarihi eserlerin yanısıra Suriye, Irak, İran gibi ülkelerden getirilen tarihi eserler de bulunmakta. Bu müzedeki eserler konusunda Türkiye ile Almanya arasında ihtilaf sürmekte. Ama şunu söyleyebilirim ki tüm eserleri çok iyi korumuşlar. Herhalde alıp götürmeselerdi o eserler ya yok olurdu ya da birilerine satılırdı. En azından orada bu eserleri görebiliyoruz.

P1030639

Müze adasından çıktıktan sonra yürüyerek müze adası civarını dolaştım. Sonrasında Potsdamer Platz‘daki Sony Center‘ı gezdim. Sony Center Sony’nin yapımında sponsor olduğu ufak bir alışveriş merkezi. Sony Center’ın enteresan bir tavanı var ve ışıklandırmasını da başarılı yapmışlar.

İlk günkü turumu bu şekilde tamamladıktan sonra ikinci günü Checkpoint Charlie denilen yere giderek başladım. Burası Berlin Duvarı’nın olduğu zamanda Amerikalılara ait kontrol noktasıydı. Şimdi ise tamamen turistik olarak ziyaret edilmekte.

P1030695

Berlin duvarından bahsetmişken Berlin’de herşeyin duvarla alakalı olduğuu söylemeden geçemeyeceğim. Örneğin Postdamer Platz’da asfalt yolda iki sıra halinde parke taşından bir iz görebilmektesiniz. Parkenin olduğu bölümde önceden Berlin duvarı yükselmekteydi. Şehrin farklı bölgelerinde duvar parçalarını görebilmektesiniz. Genelde bu duvar parçalarında çok güzel grafitiler yer almakta. Ayrıca hediyelik eşya mağazalarında en fazla olan şey Berlin duvarı parçası.

P1030689

Checkpoint Charli’den sonra Jüdisches Museum(Yahudi Müzesi)’ne gittim. Bu müzede soykırıma ve Yahudiliğe ait eserler bulabilirsiniz.

Yahudi Müzesinin yakınında bulunan Topographie des Terrors müzesine yürüyerek geçtim. Bu müze bayağı ilgimi çekti. Özellikle Hitler dönemini, Hitler’in nasıl iktidar olduğunu, SS’lerin nasıl örgütlendiği gibi bir sürü detayı bulabileceğiniz güzel bir müze. Üstelik ücretsiz.

Müze gezilerinden sonra ise Kreuzberg bölgesine doğru geçtim. Burası bildiğiniz gibi Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölge. Her yerin Türk işyeri ve evleriyle dolu olduğu bir yer. Çok yabancılık çekeceğinizi sanmıyorum 🙂

Son gün ise Reichstag binasına girmeye çalıştım. Buraya giriş yöntemi biraz farklı. Ya çok sıra bekleyip binanın hemen dışındaki kulübede kayıt işlemi yaptırıyorsunuz ya da http://www.bundestag.de/htdocs_e/visits/kupp.html linkeinden online kayıt olarak randevulu şekilde giriş yapabiliyorsunuz. Bu bina Alman Parlementosu olarak işlev görmekte. Turistik olarak ise meclis oturumunun yapıldığı kısım ile çok farklı bir mimariye sahip olan çatısına çıkabiliyorsunuz. Bu çatının özelliği ise Alman’ların çevreye duyarlılıklarını simgesel olarak göstermesidir. Camdan yapılan çatı ve ayna sistemi ile meclis oturum alanı güneş ışığı ile aydınlatılmakta, yine aynı çatının açık olan kısmından giren hava ile meclis oturum alanı havalandırılmaktadır. Zaten parlemento kompleksinde ön plana çıkardıkları konu çevreye duyarlı geri dönüştürülebilir enerji kullanmalarıydı.

P1030717

P1030733

Son olarak görmenizi isteyeceğim yer ise Berlin Tren İstasyonu (Deutsche Bahn Berlin Bahnhof). Bu bina tamamen camdan yapılma ve  gerçekten içini gezmenizi tavsiye edebilirim. Gerçekten güzel bir modern mimari eseri.

P1030712

Gelelim yeme içme bigilerine. Berlin çok çeşitli miletten insanların yaşadığı bir şehir olduğu için her türlü dünya mutfağını bulabiliyorsunuz. Benim tercihim ağırlıkla İtalyan restoranları oldu. Almanların ekmekçiliği iyi olduğu için sandviçlerini de deneyebilirsiniz.

Kışın gittiğim için çok soğuk ve kasvetliydi. Sanırım bahar ayları Berlin’de zaman geçirmek için çok daha uygun olacaktır.

Hepinize iyi gezmeler dilerim,

28 Nisan – 2 Mayıs İngiltere Gezisi

Kaptanın seyir defterine İngiltere seyahatiyle devam ediyorum. 5 günlük tatil için bu sefer ana üs Londra olmak üzere civar şehirlere de seyahatlerde bulundum.

28 Nisan  cumartesi sabahı Londra’ya THY uçağıyla seyahat ettim. Bazı nedenlerden dolayı uçaktan inip otele yerleşmem saat 16:00’ yı bulduğu için planlarımda gecikme oldu. Ama tabii azmin elinden hiçbir şey  kurtulamaz. Hemen eşyaları otele bırakıp yağan yağmurla doğru Notting Hill’e gittim. Cumartesi günü burada pazar kurulmakta. Ağırlıklı larak antika, süs eşyaları, hediyelik eşyalar bulunmakta. Hoş bir yer. Buradaki turumdan sonra rotam Kensington Gardens ve Hyde Park oldu. Bu iki park birbiriyle kaynaşmış durumda ve çok büyükler. Bu parkın içerisinde Prensen Diana’nın ölümü nedeniyle yapılan anıt bulunmakta. Ayrıca burada bulunan gölete çok çeşitli hayvanlar görebilirsiniz. Yalnız işin enteresan tarafı bu hayvanlar yabani değil. İnsanlardan kaçmıyorlar 🙂

Hemen Hyde Park’ın yakınındaki Royal Albert Hall’a, Wellington Arch ve Buckingham Sarayını ziyaret ettim. Sonraki rotam Harrod’s mağazasıydı. Bu mağaza benim şimdiye kadar gördüğüm en lüks ürünlerin bulunduğu mağaza idi. Burayı büyükçene bir Boyner mağazası olarak düşünebilirsiniz ancak markalar Gucci, Hermes falan 🙂

Buradan Westminister Abbey, Parlemento Binası ve Big Ben’e soğru yürüyüşe geçtim. Yağmur ve rüzgarda yürümek zor olsa da keyifliydi.

Akşam saatlerine yaklaşınca Türkiye’den arkadaşım Selin, eşi ve bir arkadaşıyla akşam yemeği için Candem Town’a gittik. Burası Oxford Street’in bir yan sokağında yer almakta ve çeşitli restoran, café  ve mağazaların yer aldığı hoş bir sokak.Keyifli bir akşam yemeğinden sonra otele geçtim.

29 Mayıs sabahı ise turistik gezime  Tower of London, London Bridge ile devam ettim. Ben İngiltereye gelmeden önce internet üzerinden London Citypass aldığım için birçok müzeye bu kart sayesinde ücretsiz girebildim. Aslında bu kartın en büyük faydası bilet sırası ve giriş için sıra beklemenize gerek kalmıyor.

Bu müzelerin ardından London Eye’a binmek üzere yola koyuldum. Burada yaklaşık 1 saat binemek için yağmuda sıra bekledim. Tahmin edebileceğniz gibi çok eğlenceli bir bekleyiş oldu 🙂

London Eye sonrası arkadaş önerisi üzerine Lion King müzikali için Lyceum Tiyatrosuna gittim. Müzikalin özellikle kostüm ve sahnesini çok beğendim. Başarılı bir yapımdı.

Müzikal sonrası Selin’lerle Covent Garden’da buluştuk. Covent Garden özellike yemek ve alışveriş için mekanların toplandığı çok hoş biryer gitmenizi tavsiye ederim.

Covent Gardendan sonra ise hep birlikte Chinatown, Soho, Trafalgar Square ve Piccadily Circus’un içinde bulunduğu yürüyüş turumuzu yaptık. Nadir havanın açtığı bu zaman aralığında keyifli bir gezi oldu.

Londra diğer Avrupa şehirlerinin aksine calı bir şehir. Pazar günü olmasına ragmen birçok mekan açık ve insanlar etrafta dolaşıyorlardı. Bir Avrupa şehri için enteresandı.

Akşam olduğunda Newbury’e gittim. Burada da arkadaşım Orkun’un evinde konakladım.

30 Nisan günü Stonehenge ve Oxford turu yaptık. Stonehenge açıkçası çok ilgimi çekmedi ancak Oxford kendine has mimarisi olan hoş bir şehirdi. Burada ayrıca Harry Potter filminde büyük yemek salonununun çekildiği kiliseyi bulabilirsiniz.

1 Mayıs günü ise Wincestor ve Bournemouth turu yaptık. Winsor çok küçük bir şehirdi. Tabii yağmur peşimizi bırakmadı. Ancak Bournemouth’a vardığımızda hava super oldu. Bournemouth parkında bulunan balona bindik sonra sahilde iskelede güneşin tadını çıkararak fish and chips ile biralarımızı yudumladık. Havanın da güzel olması keyfimizi çok yerine getirdi.

 

2 Mayıs sabahı trenle Londra’ya döndüm. Eksik kalan British Museum, Science Museum ile Nature Museum ziyaretlerini yaptım. Sonrasında ise akşam Heatrow’a gitmek üzere yola koyuldum.

Sizlere tavsiyelerim;

-Gitmeden  önce London Pass almanız

-London Eye biletini önceden internetten almanız.

-Ulaşım pahalı olduğu için London Pass’e Travel Pass eklemesi yapmanız yararınıza olur.(Tek yön metro biletinin 4-5 pound olduğunu hatırlatırım)

-Çok pahalı bir şehir yanınızda bol para bulundurun.

-Yanınıza fistik alın. Parklarda göreceğiniz sincapları elinizle beslemek çok eğlenceli olacaktır.

Bir sonraki geziye kadar şimdilik bu kadar 🙂

08.11.2011-12.11.2011 New York Gezisi

Amerika’da batı yakasındaki gezimi bitirdikten  sonra Delta Havayollarıyla Los Angeles-New York uçuşuyla 8 Kasım’da New York’a vardım.İlk iş otele yerleşmekti.

Otelim Holiday Inn Express North Bergen Lincoln Tunnel idi.Manhattan’da otel aradım ancak çok pahalı plduğu için New Jersey’de bulunan bu otele rezervasyon yaptırdım.Gidiş gelişim problem olmadı ancak Manhattan’da tutacağınız otel sizin için çok daha iyi olacaktır.Kaldığım otele gelince çok temiz, odalar büyük ve kahvaltıları gayet zengindi.Bu otele gidiş Manhattan’da Port Authority’den binilen otobüs veya shuttlelar ile sağlanmakta.3 dolarlık bir masrafla otele varmaktasınız.Konaklama bumamda işyerinden Harun arkadaşıma da buradan teşekkür etmek isterim.

Ayrıca konaklama için “craigslist.com”, “airbnb.com” gibi sitelerden oda veya ev kiralama imkanı da mevcut.Oteller için ise “hotels.com” veya  “booking.com” kullanabilirsiniz.

New York’ta yapacağım plan için arkadaşlardan yardım itedim.Sağolsun Alican arkadaşım aşağıdaki listeyi hazırladı.Sizlere de yardımcı olacağına inanıyorum.Bu listeye ayrıca Ebru’dan aldığım bilgileri de ekledim.Çok güzel bir yapılacaklar listesi oldu.

Aklınızda bulunsun New York’a gelmeden önce http://www.citypass.com/new-york  sitesinden city pass’inizi internetten  satın alın.Hem toplamda daha ucuza müze ve diğer görülecek yerlerin biletlerini alabilmektesiniz hem de hiç bilet sırası beklemiyorsunuz(ki bilet sıraları yarım saat ile bir saat arasında değişmektedir).Sonradan dualarınızı eksik etmezseniz sevinirimJ

Listemiz:

 

1.       Statue of Liberty : Hayatımız boyunca her filmde ve dizide bize dayatılan bu heykeli görmek beni gerçekten de çok mutlu etti. Nedendir bilmiyorum zaten meraklıydım ama onun yanında olmak başka bir heyecan verdi gerçekten tavsiye ederim. Bu arada bu heykelciğin “Crown” denen balkonuna çıkmak için biletleri online alman gerekiyor. Tavsiyem daha buradan yola çıkmadan önce al, deli bir kalabalık olmuyor ama girişte bu biletler satılmıyor. İstediğin gün ve saate alabilmek için böyle bir tavsiyem var. Bu adacıktan sonra mecburen Liberty Island’a da gidiyorsun ama orda bir halt yok, direk pas geç. Aktivite süresi: 1-1,5 saat.


2.       Ground Zero: Özgürlük anıtının ardından burası yürüme mesafesinde. Max 30 dk. lık aktivite.
3.       Brooklyn Bridge: Ground Zero’nun ardından 15 dk. bir yürüme mesafesinde. Mutlaka üzerinden yürüyerek veya bisikletle geç. Çok keyifli bir yol. Geçer geçmez de atla metroya geri dön, Brooklyn çok tekin bir yer değil, gidince sen de görürsün zaten. Aktivite süresi: yaklaşık 1 saat.


4.       Soho: Genel olarak Güney Manhattan diyebileceğim bir yer ancak giyim alışverişi ve cafe’lerde oturup bişeyler yiyip 1-2 bira içmek için çok güzel yerler var. Bence buraya yarım gün ayır ve yürümekten ayakların yorulacağı için sabah saatlerine denk getir, yani 2. güne bırak. Aktivite süresi: 3-4 saat.


5.       B&H Photo – Video: Ezbere yazıyorum; 34th street ve 9th avenue köşesinde. Fotoğraf ve kamera ile ilgili inanılmaz güzel bir yer. Heralde teknoloji düşkünü biri olarak orada 2 saat geçirirsin ve çok eğlenirsin. Gitmeden web sitesini mutlaka gez, çok keyifli bir tasarımı var: www.bhphotovideo.com
6.       Broadway: Manhattan’ı Kuzeyden Güneye çapraz bir şekilde (Batı’dan Doğuya doğru) kesen muhteşem bir cadde. Komple baştan başa yürümek takriben 5-6 saat sürer ama mutlaka yarım gününü ayır. Her metresi güzel bir avenue. Aktivite süresi: 6 saat (molalı)
7.       Empire State Building: Sakın ama sakın sakın sakın ama sakın sakın sakın görmeden gelme. Öyle bir hata yaparsan o htc’i kafana sokarım ve mutlaka en yüksek katına kadar çık. Standart bilet ile 86. Kattaki observatory katına kadar çıkabiliyorsun. Sonrasında 20 dolar gibi bişey daha verip 106. Kata kadar çıkılıyor. Mutlaka yap, once in a lifetime experience. Aktivite süresi: 1 saat.


8.       Macy’s: 34th street’teki dünyanın en büyük department store’u. Alışverişten ne kadar haz ediyorsun bilmiyorum ama alışveriş cenneti. Her markanın her boku var. Aktivite süresi: as much as you can get J
9.       5th Avenue: Başlı başına bir sanat eseri. Yani şöyle anlatayım, modern dünyaya dair ne varsa burada, en ünlü markaların kocaman dükkanları, ciks hatunlar, arabalar vs vs vs. Şöyle bir kaç saat yürü derim. Aktivite süresi: 3 saat.
10.   Apple Cube: Apple düşkünlerin mabedine hoş geldin kardeşim. Yerini yine ezbere yazıyorum: Corner of 5th Avenue and 59th street. Bir başka deyişle South-West corner of the Central Park. Mutlaka git, mutlaka bir iPhone 4S al, cebinde yıllar sonra adam gibi bir telefon görsün J
11.   Central Park: Of course gideceksin ama hava kararmadan önce git ve hava kararmadan önce çık derim. Şehrin suç oranı en yüksek bölgesi. Tam bir orman, içinden arabalar geçiyor ama korna çalanı oyarlar. O kadar huzurlu ve içindeki gölet o kadar güzel ki… Aktivite Süresi: 2-3 saat.


12.   Grand Central Station: Buranın da mimarisine hayran olmamak elde değil. O kadar çok filmde gördüğümüz bir mekan ki, merdivenlerden çıkıp içine girdiğinde sanki çocukluğundan beri bildiğin bir yere gelmişsin izlenimi yaratıyor. Çok tavsiye ederim. Yine ezberden adres: 42nd street ama tam nerede hatırlayamadım. Aktivite süresi: 1 saat.
13.   Times Square: Mutlaka git ama mutlaka kesin garantili git ama kesin git ama gece git. O ışıklı panolar, kalabalık insanlar muhteşem. M&M store yıkılıyor, police merkezi bile janjanlı olm yok böyle bişey. Hemen köşedeki starbucks’tan bir kahve al ve step’lerde oturup çevreni seyret. 5 saat boyunca sıkılmazsın, garanti ediyorum. Bol bol fotoğraf çek, bana da göster. Ha bi de bu meydanda “hiç Türk yok mu lan” diye bağırsan en az 100 kişi “ben Türk’üm” diye dönüp cevap verir. Acaip çok Türk oluyo. Komik ama gerçek. Ezbere adres: Broadway & 42nd to 47th street arasına Times Square denir ve bunu her New Yorker bilir J Aktivite süresi: her gece her gece 🙂

Bu listenin tamamını gerçekleştirdim.Sıralamam ise şu şekilde oldu:

İlk gün Özgürlük Heykeli, Wall Street, Brooklyn Köprüsü, Empire States ve Times Square olarak gerçekleşti.

İkinci gün müze günü olarak geçti.Metropolitan Müzesi, Modern  Sanat Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Guggenheim Müzesi rotamda olan müzelerdi.Bu müzeler zaten birbirlerine oldukça yakınlar.Belki bir kere metro kullanımı yeterli olacaktır.Ayrıca ikince gün için de Apple Cube ve Grand Station’ı da gezdim.Tabii Central Park’ı unutmamak gerekiyor.Mutlaka parkın her noktasını gezin.Çok keyif verici bir yer.Özellikle bu kadar büyük bir şehirde nasıl böyle bir yer bıraktılarını görünce şaşırıyorsunuz.

Üçüncü gün  alışveriş günü diyelim.Union Square’de bulunan Filenes Basement mağazasında oldukça uygun fiyata kıyafetler bulabilirsiniz.Tabii Best Buy ve B&H’I de gezmeden duramadım.Union Square’de çok hoş bir Barnes&Noble mağazası var.Orayı da gezmenizi tavsiye ederim.

Dördüncü gün ise Broadway Caddesi boyunca yürüyüşle geçti.Tabii bol bol café mağaza gezip ayrıca Soho, Little Italy, Greenwich ve Chinatown kısımlarını da gezdim.Birbirinden oldukça farklı ama çok güzel mahalleler.Bir de Top of The Rock.

Son kısımda merak ettiklerinizi cevaplayayım.Kendime Iphone aldım mı? Hayır ama siparişler doğrultusunda Iphone aldım.Aklınızda bulunsun Apple mağazasında Iphone 4 harici kontratsız Iphone alamıyorsunuz.Ancak internetten Iphone 4S siparişi verirseniz kontratsız olarak alabilmektesiniz.Yine amazon.com’da çok ucuz gördüğüm şeyler mağazada gayet Türkiye fiyatlarıyla satıldığını gördüm.Dolayısıyla eğer imkanınız varsa Amerika’ya gitmeden önce internetten alışveriş yapıp bir arkadaşınıza yollayıp Amerika’da teslim alıp ülkeye getirin.

Şimdilik bu kadar 🙂