28 Nisan – 2 Mayıs İngiltere Gezisi

Kaptanın seyir defterine İngiltere seyahatiyle devam ediyorum. 5 günlük tatil için bu sefer ana üs Londra olmak üzere civar şehirlere de seyahatlerde bulundum.

28 Nisan  cumartesi sabahı Londra’ya THY uçağıyla seyahat ettim. Bazı nedenlerden dolayı uçaktan inip otele yerleşmem saat 16:00’ yı bulduğu için planlarımda gecikme oldu. Ama tabii azmin elinden hiçbir şey  kurtulamaz. Hemen eşyaları otele bırakıp yağan yağmurla doğru Notting Hill’e gittim. Cumartesi günü burada pazar kurulmakta. Ağırlıklı larak antika, süs eşyaları, hediyelik eşyalar bulunmakta. Hoş bir yer. Buradaki turumdan sonra rotam Kensington Gardens ve Hyde Park oldu. Bu iki park birbiriyle kaynaşmış durumda ve çok büyükler. Bu parkın içerisinde Prensen Diana’nın ölümü nedeniyle yapılan anıt bulunmakta. Ayrıca burada bulunan gölete çok çeşitli hayvanlar görebilirsiniz. Yalnız işin enteresan tarafı bu hayvanlar yabani değil. İnsanlardan kaçmıyorlar 🙂

Hemen Hyde Park’ın yakınındaki Royal Albert Hall’a, Wellington Arch ve Buckingham Sarayını ziyaret ettim. Sonraki rotam Harrod’s mağazasıydı. Bu mağaza benim şimdiye kadar gördüğüm en lüks ürünlerin bulunduğu mağaza idi. Burayı büyükçene bir Boyner mağazası olarak düşünebilirsiniz ancak markalar Gucci, Hermes falan 🙂

Buradan Westminister Abbey, Parlemento Binası ve Big Ben’e soğru yürüyüşe geçtim. Yağmur ve rüzgarda yürümek zor olsa da keyifliydi.

Akşam saatlerine yaklaşınca Türkiye’den arkadaşım Selin, eşi ve bir arkadaşıyla akşam yemeği için Candem Town’a gittik. Burası Oxford Street’in bir yan sokağında yer almakta ve çeşitli restoran, café  ve mağazaların yer aldığı hoş bir sokak.Keyifli bir akşam yemeğinden sonra otele geçtim.

29 Mayıs sabahı ise turistik gezime  Tower of London, London Bridge ile devam ettim. Ben İngiltereye gelmeden önce internet üzerinden London Citypass aldığım için birçok müzeye bu kart sayesinde ücretsiz girebildim. Aslında bu kartın en büyük faydası bilet sırası ve giriş için sıra beklemenize gerek kalmıyor.

Bu müzelerin ardından London Eye’a binmek üzere yola koyuldum. Burada yaklaşık 1 saat binemek için yağmuda sıra bekledim. Tahmin edebileceğniz gibi çok eğlenceli bir bekleyiş oldu 🙂

London Eye sonrası arkadaş önerisi üzerine Lion King müzikali için Lyceum Tiyatrosuna gittim. Müzikalin özellikle kostüm ve sahnesini çok beğendim. Başarılı bir yapımdı.

Müzikal sonrası Selin’lerle Covent Garden’da buluştuk. Covent Garden özellike yemek ve alışveriş için mekanların toplandığı çok hoş biryer gitmenizi tavsiye ederim.

Covent Gardendan sonra ise hep birlikte Chinatown, Soho, Trafalgar Square ve Piccadily Circus’un içinde bulunduğu yürüyüş turumuzu yaptık. Nadir havanın açtığı bu zaman aralığında keyifli bir gezi oldu.

Londra diğer Avrupa şehirlerinin aksine calı bir şehir. Pazar günü olmasına ragmen birçok mekan açık ve insanlar etrafta dolaşıyorlardı. Bir Avrupa şehri için enteresandı.

Akşam olduğunda Newbury’e gittim. Burada da arkadaşım Orkun’un evinde konakladım.

30 Nisan günü Stonehenge ve Oxford turu yaptık. Stonehenge açıkçası çok ilgimi çekmedi ancak Oxford kendine has mimarisi olan hoş bir şehirdi. Burada ayrıca Harry Potter filminde büyük yemek salonununun çekildiği kiliseyi bulabilirsiniz.

1 Mayıs günü ise Wincestor ve Bournemouth turu yaptık. Winsor çok küçük bir şehirdi. Tabii yağmur peşimizi bırakmadı. Ancak Bournemouth’a vardığımızda hava super oldu. Bournemouth parkında bulunan balona bindik sonra sahilde iskelede güneşin tadını çıkararak fish and chips ile biralarımızı yudumladık. Havanın da güzel olması keyfimizi çok yerine getirdi.

 

2 Mayıs sabahı trenle Londra’ya döndüm. Eksik kalan British Museum, Science Museum ile Nature Museum ziyaretlerini yaptım. Sonrasında ise akşam Heatrow’a gitmek üzere yola koyuldum.

Sizlere tavsiyelerim;

-Gitmeden  önce London Pass almanız

-London Eye biletini önceden internetten almanız.

-Ulaşım pahalı olduğu için London Pass’e Travel Pass eklemesi yapmanız yararınıza olur.(Tek yön metro biletinin 4-5 pound olduğunu hatırlatırım)

-Çok pahalı bir şehir yanınızda bol para bulundurun.

-Yanınıza fistik alın. Parklarda göreceğiniz sincapları elinizle beslemek çok eğlenceli olacaktır.

Bir sonraki geziye kadar şimdilik bu kadar 🙂

Reklamlar